Ortalama bir insan ömrüyle ilgili istatistikler tutulur ya. Hani zamansal dilimlerin çoğu bellidir ; şu kadar yılı yemekte, bu kadarı uyuyarak, bilmem kaç yılı tuvalette, banyoda, tv başında vs. Bu zaman dilimlemelerinin sonunda kaldı geriye 5-10 yıl filan denir. Kendi hayatımı düşünüyorum da ömrümün aramakla geçtiğini söylesem abartmış olmam herhalde! Bütün bu istatistiksel işleri yaparken bile aklım sürekli kaybettiğim
eşyalardan birinin nerede olduğu sorgusuyla meşgul. "En son nerde kullanmıştım?" gibi
abuk sabuk sorular dönüyor beynimde. Zamanı geriye doğru saran
dedektif misali iz sürme peşinde...
Kaybolan
eşyayı bulma duaları filan var ama ben kesin 'kaybolan eşyayı buldurma duasını' da kaybederdim. Bazen o kada çok arıyorum ki yorgunluktan şuurumu kaybedip 'ne aryodum ben' oluyorum! Benim aklımda başka bir şey var. "Kişiye Özel Arama Motoru" Hayatınızda kullandığınız
objelerin adını, nereye bıraktığınızı anlık şekilde bir cihaza yüklüyorsunuz rutin olarak. Diyelim ki yıllar sonra bile gerek olabilecek belki bir sözleşme kağıdının,
diplomanın nerede olduğunu hatırlamadığınızda anahtar kelimeyi cihaza giriyorsunuz ve anında yerini söyleyerek size bulduruyor. 'iş yerindeki 3 kapılı metal dolabın içindeki mavi dosyada'
Şu aralar kışlıklarımdan bazı
parçaları nereye kaldırdığımı aramakla meşgulüm. Aradıklarımı nereye zulaladığımı bulamamanın çaresizliği içinde kıvranmak yerine
yazayım anahtar kelimeyi "bul" deyip enterlayayım bana kayıtlardan desin ki 'giyim odasının sol tarafındaki dolabın en üstten 2. gözünde'. İşte buluş bu kadar kolay! Ama pratikte bunu
kendi başıma halledemiyorum. Bu cihaz insanoğlunun bir eksikliği, 21.
yüzyılın bir ayıbı! (benden başka kimsenin de böyle bir sorunu yok galiba)
Herhalde Allah sevdiği kuluna
eşeğini önce kaybettirip sonra buldururmuş onu sevindirmek için hicvi
benimkisi de... Kaybolan ruhsatını bulursun, paranı bulursun, değişim fişini bulursun. Bulursun
da bulursun. Hani düşünüyorum aslında elinde değişen, artan, eksilen hiç bişey yoktur
ama deliler gibi mutlu olursun her seferinde. Meğer insanoğlunun sahip oldukları ne kadar
kıymetli şeylermiş. Gerçi bazen pes
ediyorum aramaktan ve kendimi cezalandırıyorum. Örneğin yeniden
çıkartmaktan artık yıldığım banka kartım için sıraya girmiş zor
şartlarda halletmeye çalışırken buna içerleyen bankacının beni
rahatlatmak için yenisini çıkarma teklifini kibarca reddettiğimde nedenini sordu meraklı gözlerle. Kendimi cezalandırdığımı anlatmaya
çalıştım ama bu kadar ceza yetmez mi? dedi. Hayır yetmez! (eşek resmi de pek bi manidar oldu.)
Eureka (!)
Her ne kadar Arşimed buldum sevincini sadece bir kez yaşamışsa da benim de "eureka" çığlıklarım oluyor hayatta!
* AVM otoparkında kaybettiğim arabamı bulduğumda,
* İş yerinde kaybettiğim ceketim, güneş gözlüğüm sabah törende duyuruda,
* İnternet şifrelerim yoğun denemelerim sonunda kabul edildiğinde (kendi koyduğun kilidi açamıyorsun en gerekli zamanda)
* Sabah işe yetişme çabasında dakikalarla yarışırken arabanın anahtarını nihayet bulduğumda. (gözlerin açık beynin hala uykuda olduğu işte o anlarda beni asıl uyandıran şey!)
* Yaptığım pastanın tarifini bir dahaki sefere yapmak isteyip bulamadığımda tarifi verdiğim arkadaşlardan birine mesaj atıp "sana verdiğim tarifi göndersene" dediğim anlarda. (bu olaya verilen bi' tepki: hımmm demek ki tarifleri eksiksiz veriyosun!)
vs. vs..... bla bla bla......
Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Sizler sıccacık yataklarınızda faceden kutlama yaparken ben hasta hasta sabahın 7'sinde çıktım yollara İstiklal Marşı'mızı okumaya ....
eSS"


