Sayfalar

15 Mart 2013 Cuma

Hey! Doğa Seni Çağırıyor

İnsanın aklını başından alan şeydir gürültü. Hele buna bir de iş yerinde maruz kalmak zorunda bırakılıyorsanız. Değişik bir kilitlenme anı ve iliklerinize kadar işleyen yorgunluğun pençesinde daha bir çekilmez olur.  Artık düzenli öğünlerim olmasa da dengeli ve hiç şaşmayan "Aaa ben o_nu hiç unut_tummmm" larım var şükür hayatımda! Kollarımdaysa zamanlamasını kaçırmamam gereken notlarım, dövme misali tenimle bütünleşen. Durur durur bir anda yakalayıverir işte koşuşturmaca insanı. Yazın payına düşense; bıçak gibi kesilen yoğunluktur bizde, koca bir boşluğun ortasında. Neden sanki düzenli periyotlarla yıl içinde dağılmazlarsa? Bir cuma günü gelir ve artık yapacak tek bir işin bile yoktur. E şimdi tek bir dizi kültürüm bile kalmamışken artık neyin önemi vardı ki hayatta! Rumuz: Sudan çıkmış balık.

İş Ortası Sürpriz Devre Arası
Havanın degişmesiyle havada değiştirecek bir sabaha denk gelmemle başlamıştı her şey. Daha düne kadar ağaçları kökünden sökmeye yeminli gibiydi oysa rüzgar. Ama işte biri camdan dışarı bakarken kumandanın tuşuna basmış ve günlerdir süren bu rüzgarlı hava moduna daha fazla dayanamayıp bi' tıkla değiştirivermişti sanki. Ufak, masum bi tık.. Ki sabitleyebiliriz de bence hiç mahsuru yok! İşte o anların farkındalığını bende sağlayan şeydi çalan telefonum en çekmeyeninden! Kafanı kaşıyacak vaktin olmasa da o telefona bakılacak ilkesi içinde hemen cevap vermiştim. Ama anlaşmak ne mümkün! Karşıdaki duymuyorum, anlamıyorum, çekmiyor modunda. Ben duyuyor ve anlıyordum oysa! Ama çaresiz öğretmenler odasından çıktım ve sonra bahçede ilerledim, ilerledim... İşte artık çeken bir yer bulmuştum, beni de içine çeken o yer! 
 
Belgrad değilse de bir iş yeri için olağanüstü bence
İtiraf etmeliyim ki hiç bir güç sabahın ilk saatlerinde beni yatağımdan çıkarıp şehirden uzak bir yerde yürüme fantazisi yaşatamazdı. E madem mecburiyetler getirecekti beni buralara hergün spor kıyafetler giyip gelmeliydim okula. En azından göz açıp kapayıncaya kadar sürecek bu serin havanın, nemli toprağın veda edişine dek eşlik etmeliydim ona. Zaten yaza selam çakmış güneşin etkisiyle fazla uzun sürmeyecek o kasvetli, sıcak havalar üzerimde ağır bir tembelliğe yol açacak ve istesem de bu yürüyüşleri yaptırmayacaktı bana. Öyleyse her şey mübah olmalıydı mantığıyla bu kadar da kredim vardı sanırım okulda! Ciğerlerimi parçalayacak sandığım havanın çarpmasıyla anlamıştım ki epeyce hamlamışım bütün kış boyunca. Okula döndüğümde kana tere batmış beni gören şaşkın ve meraklı arkadaşım "Nerdeydin sen bütün gün?" dediğinde "Çok şey kaçırdınız." demekle yetindim. O güzelliği çektiğim fotoğraflarla bile ifade edemezken nasıl ikna edebilirdim ki yürümeye! Yürüyüş değil ama orada bir kısır yapma konusunda hemfikirdik hiç değilse...

Bir Hava Nasıl Böyle Güzel Kokabilir!
Barajı sığdıramadığım bir görsel daha
Ya da neden hep böyle güzel kokmaz ki hava? Bahar sen nelere kadirsin! Ağaçların gölgesinde, otun ve çiçeklerin o mis kokusuna ve dahi kuş seslerine nasıl da ihtiyacı varmış ruhumun. Şöyle bir nefes alıp tekrar o angaryanin içine dalacaktım ama olsun. Bir buçuk saatlik yürüyüşün ardından bu mini şarj bir süre daha götürürdü artık beni hiç olmazsa. Dünyanın en güzel renklerinden yeşilin tonları  bir tepsiyle sunulmuştu sanki. Sanırım şu an itibariyle zoraki nekahat dönemi sona ermiş ve bahara girmiş bulunuyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Peki ben nereden mi buluyorum bu kadar boş vakti orda? Adını normal eğitim koydukları ve yarım gün çalışan öğretmenlere benim de sizin gibi uzaktan gıpta ederek baktığım bir düzen içindeki öğle araları o uzun tenefüslerdi işte sebebim. Belki sosyal faaliyet yapar yüzmek filan istersiniz diye düşünülmüş olacak ki ya da ne bileyim olmayan evinizde yemek yersiniz gibi gibi. Bizse bütün bunları elimizin tersiyle itip sandalyemizde oturmuş geyik yaparak doldurmayi tercih ediyorduk nedense o uzun araları! Belki de en hayırlısının gün boyu okuldan hiç çıkmamamız olduğu düşünülmüş ve buna karar verilmişti bu köyün âdedinde! Üniversitede de tıpkı bu mantıkla uzun ve meşakkatli ödevler verilir, biz de bir türlü gözümüzü açamaz, anarşist filan olmaya vakit bulamazdık işte... 

Murad Neyin Peşindesin?
En gezilesi mevsimde birileri bunun tadını çıkara dursun ben seyre! Bu günlerde dünyayı gezerken çektiği fotoğraflarda kız arkadaşını karenin bir parçası haline getirerek meşhur olan Murad Osmann'ın diğer fotoğrafları da aynı kurguda. Fotoğraflarda bir olağanüstülük yok belki evet ama bence fikir harika!  http://www.beautifullife.info/art-works/follow-me-to-by-murad-osmann/ 
Size aklıma gelen onlarca ilkbahar şarkısından sadece biri ve sanırım en güzeliyle veda ediyorum.
Yüreğiniz hiçbir gücün içinizdeki heyecanı söndürmesine izin vermediği bahar sevinçleriyle dolsun her daim...
    Hoşçakalın!