Sayfalar

11 Şubat 2013 Pazartesi

Sömestr Da Bitti, Sıradaki!

       Evren için küçük, insanlık için büyük bulduğum yirmi günlük tatil sonrası; Yiğit Özgür'ün kara mizah türünden bir karikatürüyle herkese merhaba :) Bana çok fazla uzaklaşmak iyi gelmiyor. Yanında buram buram, sıcacık pidesiyle çarşı tava burnumda tütüyor. Ayağımın tozuyla henüz fırsatım olmadı yemeye ama özlem duyduğum tek şeyin de bu olması pek manidar.. Ben özellikle yazlari tum resmi kurumlari filan kapali zannederim. Siz siz olun tatildeyken herkesi de tatilde zannetme gafletine kapılmayın benim gibi. Aradığınız arkadaşınıza kırdığınız potu toparlamaya çalıştığınızda bile ona küfür gibi geleceği kesin. Bugün is basi ve okulda kimi dinlediysem gece pazartesi sendromuna girdiğini ve uyuyamadığını söyledi.  Bendeyse gün boyunca sanki okulun son günüymüş hissi vardı ne garip! (Acı tokat teğet geçmişti belli ki.) Henüz o rehavetten kurtulamamış, uçak fobisi olan bir insana yapılabilecek en son şey olan rötar sonrası nevrim dönmüş vaziyette mışıl mışıl uyumuştum. Halen üzerimde gereksiz bir mutluluk var...

Bi' Kereden Bir Şey Olmaz Deyip...

Erdem Kıramer\Nişantaşı
       İstanbul'da evden çıkıp daha adımlamaya başlamadan karşımda bütün davetkar haliyle beni çağıran o tabela! Bana bakıyor, sanki beni çağırıyor. Her gün bu tablo karşısında kendimi frenlemek çok güçtü benim için. Ve sonunda... Dayanamayıp girdim o kapıdan içeri. Dergi, Tv. çekimlerinin kuaförü Erdem Kıramer' den başkası değildi bende bu merakı uyandıran. Benim için zor bir karar olsa da sözünü dinleyip saçlarımı boyattım onun istediği renge! (Olduğundan çok koyu doğal bir ton işte.) İşlem yapılırken hemen yanımda oturan bayanın saçları kesiliyor (ki bir kesim 200 TL) o da bir yandan elli TL'lik banknotları toparlamaya çalışıyordu. Bir kısmı yere düştü. Söylesem mi dedim ama sonra vazgeçtim. Ben kesim için ücreti ayarladı zannederken O: "Saçımı kim yıkamıştı al bakalım, kim taradı sen de al, sen de al vs diyerek başladı bahşiş dağıtmaya, teşekkür amaçlı. Ben tarayaydım (!) Teyzeye başarılar diledim. Bense memnuniyetimi çıkarken sadece göz kırparak belirtmekle yetinmiştim...   

Kısa Mesafe Yolcusu

Ne hayata küsmüş mağaza çalışanları ne de kısa mesafeye trip atan taksiciler keyfinizi kaçıramazdı tatildeyken. Geçen ay uygulamaya girmiş bir haberden bihaber; hangi kısa mesafe için taksi çevirsem itiraz görmeden kabul edilmemi garipsedim önce. Siz de benim gibi kısa mesafelerin adamıysanız üvey evlat muamelesi gördüğünüz olmuştur. İndi bindidense uzun mesafe yolcusu almak her zaman işine gelir taksicinin. Nette bakınmaya başladım ve karşıma "Kısa mesafeye yolcu almayan 365 araca 26 bin lira ceza kesildi." gibi haberler çıkmaya başladı. Böylece kısa mesafe kabul etmeme lüksünü ortadan kaldıran bu yeni uygulama öğrenmiş oldum. Yalnız taksiciler para cezası korkusuyla sizi reddetmese de bunun acısını kaba davranarak sizden çıkarıyor aklınızda bulunsun. (Örneğin bana çok yüksek ses arabesk müzik dinletti, dövse iyiydi.)

Kalan Sağlar Bizimdir!

         Okuduklarınız mı? Buz dağının sadece görünen kısmı! Tadında kalsın diye ortalama bir karakter sayısı belirlediğim ve bunu geçmemek için kendimi kastığım yazıma bittikten hemen sonra şöyle bir göz attığımda akıllara zarar bir durumla karşı karşıya kalıyorum her seferinde. Öyle ki geriye dönüp baktığımda "Aman Allah'ım bu ne! Nasıl kısaltılır ki bu yazı?" deyip başlıyorum kırpmaya. İşte benim için de işin en (tek) yorucu kısmı bu! Her biri zincirleme birbiriyle bağlantılı cümlelerin hiç birinden vazgeçemeyip işin içinden çıkamıyorum bir süre. Ama sonra çaresiz konuları kısım kısım kesip, hoopp çöpe! Bu sefer de bana daldan dala hissi veriyor. Neydi ne oldu formatında, ilk halinden çok daha kısa ve öz hale gelip; değindiği onca konudan vazgeçmek elbette zor bir durum yazan için. Yine de istemediğim o uzun soluklu görüntüye engel olamadığım durumlarda beni mazur görün lütfen. 

Sevgiler...