Az önce okuduğum bir gazete haberinde şöyle diyordu Ayça(25) adındaki genç kız: "Günde iki kez tekrarlanan belediye hoparlöründen yapılan anonslarda, vefat eden kişinin yanı sıra yakınları ve hatta uzak
akrabalarının isimleri dahi sıralanıyor. Üstelik aynı anons iki defa
tekrar ediliyor. Sabah saatlerinde ölüm anonsu duymak psikolojimi de
bozuyor. Ölüm korkusu ile uyanıyorum. Her anons başladığında ürperiyorum." http://haber.gazetevatan.com/Belediyenin_olum_anonsu_pskolojimi_bozdu/262636/7/Haber
Gecenin bir yarısı bizden uyanıp herhalde halay
çekmemizi bekleyen(!) ama insanda ; davulcuyu alıp davulunun içinde bir ay ibret-i
alem olsun diye meydanda sergileme arzusu uyandıran ramazan davulcuları mı istersin (kapıya gelen davulcuya bir de üstüne para vermiyor muyuz!), sabah 10 da başlayan döVe döVe tekrarlanan belediye anonsları mı, overlok etme sevdası peşinde koşan, overlağa
gönül vermişliğiyle insanı hayattan soğutan overlokçu haykırışlarını mı? Peki sevgili Ayça biz ne yapalım gecesi
gündüzü birbirine girmiş bir şehirde?
Saygı mevhumunda kendisini yetiştirmiş, çocukluktan görgüsünü almış medeni ülke insanına para verseniz , yapmaz şu saçmalıkları (uykusuzluk başıma vurdu). Üzgünüm ama bu zihniyetin gelenek göreneklerimizle bağdaştırılması fikrine katılamıyorum. Babam biz çocukken derdi hep: "Sessiz olun, uyuyan mı var, hasta mı var, ders çalışanı mı var!" Herkesin uyku dilimi aynı saatlerde olamaz ki. O insanların da en doğal hakkı gündüz zaman diliminde uykusunu almaya, dinlenmeye, ders çalışmaya... Kimse çoğunluğa uymak aynı anda ayakta kalmak mecburiyetinde değil.
Biiiir, İkiiiiiiiiii, Üçççççççç Tıp!
Aklıma gelmişken, ne güzel oyunlarımız vardı eskiden. Şimdi oynatıyor musunuz çocuklarınıza? Biiir, ikii, üçç tıppp derdik han!. Gülmemeye, konuşmamaya direnirdik . . . Peki nedir "Tıp Oyunu" nun eğitimdeki yeri? Bir kere bu oyun sayesinde sessizlik kavramıyla tanıştırırsınız onları. Çocukların sessizlikte bulacakları güzellikleri keşfetmelerine yardımcı olur oyun. Ayrıca disiplin anlayışını da sağlamış olursunuz onun sabır gücünü zorlayarak. Küçük yaştaki çocuklar başlarda çok fazla sağlayamayacaktır sessiz kalmayı. Ama zamanla bu kabiliyetlerini geliştirirler. Hatta gözler kapalıyken işi daha da geliştirip eğlenceli hale getirebilir, onun hayal kurmasını da sağlayabilirsiniz. "Şimdi ormanda uçurtmamızı yapıyoruuuz ve birazdan bu uçurtmayla gökyüzüne yükseleceğiiizz." gibi. (Aklıma bu geldi şimdi. Siz tabi ki daha ayağı yere basar hayaller kurdurun.) Bakın belki şu zamanda en çok ihtiyaç duyduğumuz sessizliğe küçük de olsa bir hizmeti olan, o küçümsediğimiz oyunumuz nelere kadir :) Asıl bunları yaşatalım...
Sessizlik cennetinde, huzurlu yakalayabileceğiniz günler diliyorum.
Sevgiler . . .

