Ayrı şehirlerde olmanın verdiği kopukluktan ötürü uzun zamandır haber alamadığım lisedeki en yakın arkadaşımla telefonlaştık geçenlerde. . . Umreye gidecek olmanın heyecanı içerisindeydi. Gittiğinde, Kuran-ı Kerim hatmi yapıp da hediye etmek isteyenlerin emanetini de teslim edeceğini söyledi. Telefonu kapattıktan hemen sonra aklıma; uzun zamandan beri tamamlanmayı bekleyen ve henüz orta sayfalarıda olduğum -yoğunluk, üşengeçlik vs. gibi nedenlerden ötürü bir türlü sonunu getiremediğim- Kuran hatmim geldi. Bu görüşme beni harekete geçirdi ve başladım yarım kalmış işimi tamamlamaya . . .![]() |
| "secde" yazısı (Kuran'daki bire bir işaretini bulamadım ne yazık ki) |
Bu yoğun süreç içerisinde çalışma odasına girip Kuran okumaya başladığım andan itibaren içimi kaplayan huzurun sebebinin ne olduğunu anlayabilmiş değilim! Hele de Osmanlı'dan kalma el yazması, yaprakları sararmış, deri kapağı eskimiş olanından ise daha da bir keyiflidir onu okumak... Beynen de kendimi dingin hissetmemi sağlayan bu durum beni şu aralar güzel sesli bir hafız arayışına soktu; ara ara arabada dinle(n)mek istiyorum . . .
Çocukluk İşte :)
Yukarıdaki yazıyı yazarken aklıma küçüklüğümde yaşadığım bir olay geldi ! Sitedeki çocuklarla birlikte yazları Kuran kursuna giderdik. Bizim için en eğlenceli olan kısmı ise oraya giderkenki bisiklet yolculuğuydu. Annelerden izinsiz yaptığımız bu yolculuklar sırasında aynı zamanda elimizde taşımakta zorlandığımız Kuranlarımızı kah düşürür sayfalarını darmadağın eder, kah bırakır dondurmacıya kaçardık.
Kurs ortamı ise benim gibi sessizliği seven biri için oldukça uğultuluydu. Yaşlıca bir hocamız vardı. Herkes de kendi halinde sesli okuma çalışması yapardı. Ezberim hiç kuvvetli olmadığından Yasin Suresi'ni ezberden vermek benim için gerçekten imkansızdı. Sıram yaklaştıkça acil bir kurtuluş yolu arayışına koyulmuştum. Ve o 'parlak fikrin' gelmesi çok da gecikmedi! Wolkmanime takacağım Kuran kasetiyle duyduklarımı hocaya tekrar edecektim. Ben ortam gürültüsünden istifade ederek işi karambole getirmeyi hayal ediyorken, olaydan haberdar olan çocuklar pür dikkat kesilmiş, benim titreyen bacaklarla hocanın yanına gidişimi izliyorlardı. Halbuki onların her zamankinden daha fazla uğultu yapmaları gerekmez miydi?
Artık hocayla aramızda bir kaç metre vardı ve ben kocaman gözlerle onun durumu anlayıp anlamadığına bakıyordum. Play tuşuna basmamla birlikte gelen "tık" sesi sanki o an benim minicik yüreğimde patlama etkisi yaratmıştı. Kulaklıktan gelen sesi takip etmeye başladım., ürkek ve titrek ses tonumla. Hay aksi! Heyecandan besmele çekmeyi unutmuş ve hocanın baştan almam gerektiği ikazıyla ne yapacağımı şaşırmıştım. Ama artık çok geçti ve kimse beni durduramazdı çünkü kayıt ilerliyordu. Sonuna kadar mücadele ettim ve artık zafer benimdi ! Hocanın şaşkınlık içindeki " Bu nasıl bir heyecandı böyle!?" sözü bir tebrik miydi o zamanlar bunu anlayamamıştım. Ama bildiğim tek şey; o kaset artık elden ele dolaşacaktı . . .
Bunu bir de paylaştığıma inanamıyorum !
Bunu bir de paylaştığıma inanamıyorum !
Hoşçakalın ;)

